Kış boyu baharı iple çekmişken şimdi... şimdi sonbaharı özlemem neden. Ne ansızın bastıran hüzne nede kahkaha saçan neşeye, ne iyimser güne, nede karanlık geceye, ne çocuğa ne büyüğe, ne sadeliğe kıyamam bunlardan vazgeçmeye.

Kalan yaşamımızın ne kadar göz yaşı ne kadarı kahkaha ne kadarı kurumuş sonbahar yaprakları gibi süpürüp atıyoruz. Sular gibi avucumuzun içinden kayıp giden yıllar geride ne tortular bıraktı bilemiyoruz.

Hayat bazen ezik otlar diyarına dönüyor yüreğimizde viraneye üzerimize katran rengi bir kafes gibi çöken bulutların ardından güneşin gülümsediğini görmek istiyoruz. Hayat bizi bir nehrin sularına nedensiz düşmüş solgun yaprak gibi taşıyor.

Tamam hayat dinlendim, hazırım haydi gel daha örsele beni. Saate bakmaksızın kapının çalabileceği bir dostu olmalı insanın ihtiyaç duyulduğunda gövdesine yaslanabilmelisin sorgusuz sualsiz, gölgesinde serinlemelisin. Hatalarının günahlarının şahidi olmalı, raftaki tozlu kitabı yıllar sonra karıştırır gibi geçmişi yeniden yaşamalıyız. İstemeden yaptıklarımız, isteyerek yapamadıklarımız gündüz yapıp gece pişman olduklarımız hayatımızın parçasıdır. İnsanın bazen kendine sözü ve güçü geçmez.

Hayatımızda kaygılarımızı, ihtiraslarımızı, tutkularımızı saklayan mahrem sohbetlerimizi paylaştığımız utandığımız anılarımızın yatağı endişelerimizin barınağı bir kuyumuz var hepimizin. Bu kuyuya düşer çıkarız. Bu bize umut ışığı olur.

İnsan derinde kayıp duygularından kaçmak için öfkelenir. Öfke bizi daha büyük acılardan koruyan kalkan gibi kullanırız. Acıların izi her zaman daha derindir. Ruh camdaki buğu gibidir. Hayat üzücüdür. Loş bir fon üzerinde parlak çiçeklerle süslü bir örtüye benzer.

Ben iç güdümü tanrı diye sesi diye nitelendiriyorum. Sevgi çeşmesinden dolduruyorum. Mevlana “ neyi arıyorsan sen o sun der.” Her sevda ruhumuzun bir başka yüzüdür. Keşke mağlubiyetin takısıdır. Yolunu gözleseydim, öyle demeseydim sözlerinin takısıdır KEŞKE. Şimdiki aklım olsaydı geriye dönüp baktığımızda, yasaklara, ayıplara, korkulara feda edilmiş  ne derler kurban verilmiş son kullanma tarihi geçmiş keşkecilerin hayatı bir pişmanlık mezarlığıdır.

İnsan yaşamını oluşturan şekillendiren eğitim ve öğretim çevremiz ve soyumuzdan kaynaklanır ve beslenir. Bunlar üzerinde gösterilen çabalarla insan olmanın yolları aydınlanır. Yaşadığımız hayat özlemini  çektiğimiz hayat mı ?razı olduğumuz hayat mı? Mutlu olduğumuz hayat mı? Bilemiyoruz.

Köprü varken sıratta gözlerimiz kararır. Acaba kıldan ince sıratta halimiz ne olur. Her yolun bin sonu varsa nasıl olsa tıkanacaktır.

Okuyucularıma güzel yaşam diliyorum. Sevgilerimle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.