Bugün, terapi seanslarımda sıklıkla karşılaştığım bir kavramdan bahsetmek istiyorum.. “ Duygusal Boşluk “
Çocukluk yaşantısından itibaren her bireyin “sevilmeye ihtiyacı” vardır. Çocukluk yaşantısında anne-babasından, ergenlik yaşantısında akran çevresinden, yetişkinlik yaşantısında da sevgilisi veya eşinden gereken sevgi ve ilgiyi görmeyen bireylerde değersizlik hisleri ve duygusal boşluk durumu yaşanmaktadır.
Duygusal boşluk yaşayan bireylerde sıklıkla; depresif belirtiler, yoğun iç sıkıntısı, kimseye güvenmeme ve bağımlılık görülebilmektedir.
İnsanların çoğu sevgisiz kaldığında duygusal boşluğun ortaya çıkardığı acıdan kaçınmak için farkında olmadan kendince tedavi uygular. Bu tedavi şekli de genellikle bir şeye bağımlılık geliştirerek olur. Yeme bağımlılığı, alkol bağımlılığı, cinsel bağımlılık, ibadet bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı gibi ...
Duygusal boşluğunu bu şekilde dolduramayan kişi süreç sonunda öfke krizleri, uykusuzluk, doyumsuzluk, mutsuzluk, strese bağlı bir çok bedensel ve ruhsal rahatsızlık yaşamaktadır. Yetişkinlik yaşantısında bağımlılık sahibi, sorun yaşayan bireyin çocukluğuna indiğimizde sevgiden yoksun bir aile yaşantısı geçirmiş olduğunu görmek tesadüf değildir.
Çocuğun duygusal ihtiyacı ebeveyn sevgisiyle, yetişkinin duygusal ihtiyacı eşinin sevgi ve ilgisiyle dolar.
• Bugün sevginizi bir kez daha ifade edeceğiniz bir gün olsun ama lütfen sadece bugün değil, sevgi 1 güne sığdırılabilecek kadar basit bir duygu değildir; sevginin günü, zamanı yoktur. Sevgi, insan hayatındaki en değerli hazinedir..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.