Daha önce Yeni Aksaray Gazetesi’nde de yayınlanan yazımda bir hata tespit edildi. Eden kişi Orhan Özdil’dir. Hem ağabeyim hem de hocamdır. Hem ağabeyliğin hem de hocalığın kısacası dostluğun gereği olarak herkesten önce gördüğü hatayı söyledi ve eleştirdi. Haklıydı eleştirisinde. Çünkü ilim çok fazla dikkat gerektirir. Bilindiği üzere Aksaray’ın ilk valisi Abdullah Sabri Karter hakkında araştırmalar yapıyorum. Merhum ve merkum hakkında bir makale ve birkaç da kitap yayınladım. Kitaplar Karter’in eski Türkçe ile yazdığı kitaplardı ve ben yayına hazırlamıştım. İlk kısımda da daha önce yayınladığım makaleden alıntılar yaparak valiyi tanıtıyordum. İşte yıllar önce bir harf hatası yapmışım ve Yakova olması gereken kelimeyi Yalova yazmışım.

3 Ağustos 1867 doğumlu valinin babası Rüştiye İdadi Mektepleri Arapça ve Farsça hocası Hacı Ali Efendi, annesi ise Zeliha hanımdır.Mülkiyenîn yükseköğrenim bölümünden karibu’l-ala derecesiylee 1889’da tarihinde mezun olmuş ve aynı yıl evlenmiştir. Pek çok yerde ve kademede görev yapan Abdullah Sabri Bey 1897’de Alucra Kaymakamlığında 1900’deKemâlpaşa’da, 1902’de Yakova’da, 1906 Adalar Kaza Kaymakamlıklarında çalıştı. Bu görevi sırasında terfi ederek 1908 tarihinde Elbâsân Sancağı Mutasârrıflığına getirildi.

1902’de görev yaptığı yer Yalova değil “Yakova” olacak. Yakova, Kosova’da bir şehirdir. Gülay Krasniç’in yazdığına göre Kosova'nın en eski şehirlerinden biri olan Yakova'da 33 adet cami bulunuyor. Şehrin en önemli ibadethanesi ise, Selçuklu mimarisinden Osmanlı mimarisine geçişin simge eserlerinden Hadum Ağa Camii. Bir diğeri ise, 3 asrı geride bırakan Molla Yusuf Camii.

Bir harften ne olacak denilebilir mi? Denilemez elbette. Bir harf Yakova’yı Yalova yapıyor işte. Aralarında yüzlerce km var. Önümüzdeki günlerde Abdullah Sabri Karter hakkında müstakil bir kitap yazmak niyetindeyim. Orada pek çok yeni belge ve bilgi olacak. Velhasıl hatamdan dolayı özür dilerim.

*

Bir de 2016’da “Kervan” belgeseli çekilirken verdiğim bilginin birisinde hata var.

Aadolu Selçukluları devrinde kullanılan tarihi İpek Yolu'nun yeniden canlandırılması amacıyla hazırlanan, "Kadim medeniyet yol hikayesi: Kervan" belgeselinin çekimleri için Aksaray’a gelen ekibe yardımcı olmam için belediyemiz kültür müdürü aramıştı. Aradığında Trabzon’dan gelmiştim. 14 saate yakın süren yolculuk sonrası hem uykusuz hem de çok yorgundum. Ihlara Vadisi’ndeki Kırkdamaltı Kilisesi’ndeki freskoyu anlatırken başka bir fresko ile karıştırmışım. Belgesel yakınlarda internette yayınlanınca seyderken hatamı fark ettim. Ettim etmesine ama artık o hatalı bilgi öylece kaldı.

Halbuki 2018’de “Kilisedeki Müslüman” başlıklı yazımda şöyle yazmışım: “Freske baktığımızda Hıristiyanların arasında hem de saygı duyulduğu, vefa gösterildiği belli olan şahıs bir Müslümandır. Ya da kendilerine çokça yardımcı olan bir Müslümana saygı ifadesi olarak, ahde vefa olarak hıristiyan birisini Müslüman kıyafet içerisinde de temsil etmiş olabilirler. Bu konu çok net değil ama kilise içerisindeki kitabede ismi geçen II. Mesut’tur”. Yaptığım hata için çok üzgünüm.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.