Geçtiğimiz Çarşamba ve Perşembe günlerinde Erzurum’da idik. Buradaki eserler hakkında bilgi vermek daha doğrusu izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Rize gezisinden sonra Ovit ve Zigana tünellerinden geçerek geldiğimiz Erzurum’da da park yeri bulmakta zorlandık. Bir yerde gayet normal geliyor bana. Özellikle yaz aylarında gurbetçi vatandaşlarımızın da gelmesiyle trafik yoğunluğu en üst seviyelere çıktığı oluyor. Özellikle ikindi sonrasında, serinlikte insanlar artık evlerinden çıkınca park yeri bulmak mesele oluyor. Neredeyse her şehirde bu trafik ve park sorunu var.

Çarşamba günü (31 Temmuz) Erzurum’un en hareketli caddelerinde biraz dolaştıktan sonra istirahate geçtik. Sabah erkenden ilk olarak Nene Hatun’un kabrini ziyaret ve Aziziye Tabyalarını görmek için hareket ettik. Nene Hatun bilindiği gibi Türk tarihinin en önemli kadın kahramanlarından birisidir. Şehir merkezine oldukça yakın Aziziye ve Mecidiye Tabyalarının ziyaret edilmesi gerekir. Zaten bu tabyaları görmek için geldiğinizde birkaç merdiven basamağını çıkıp abideyi gördükten sonra abidenin hemen arkasında Nene Hatun’un kabrine kavuşmuş/dokunmuş olacaksınız.  Nene Hatun’un neredeyse her yerde dolaşan hayat hikayesinden alıntı yapıyorum:

“Rus işgaline karşı direnişin bir sembolü haline gelen Nene Hatun 1857 senesinde Erzurum'un Çeperli köyünde dünyaya gözlerini açmıştır. 20 yaşındayken 8 Kasım 1877 tarihinde düşmanın Aziziye Tabyası'nı ele geçirdiği haberinin cami minarelerinden duyurulması üzerine beşikte bebeğini bırakarak tabyalara koşmuştur.Tabyalarda yaşanan çarpışmada yaralanmıştır. Muharebeden sonra Erzurum'un Eminkurbu mahallesine yerleşen Nene Hatun'un dört erkek, iki kız çocuğu olmuştur. Oğullarından ikisi I. Dünya Savaşı sırasında şehit olmuştur. 1952 senesine gelindiğinde kendisine 3. Ordunun Nenesi unvanı verilmiştir.Nene Hatun, zatürre teşhisiyle tedavi gördüğü hastanede 22 Mayıs 1955 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Cenazesi, resmî törenle Aziziye Şehitliği'nde toprağa verilmiştir”.

Kabir etrafı temiz ama yandaki tabyaların biran evvel bakımının yapılması lazım. Şahsen ben üzüldüm. Çevre daha düzenli olabilir.

Buradan merkeze tekrar gelip Üç Kümbetlere ve Çifte Minareli Medrese’ye yakın bir yerde park edip gezimize/ziyaretlerimize devam ettik.

Çifte Minareli Medrese’nin ön kısmında çevre düzenlemesi devam ediyordu. Malumunuz Çifte Minareli Medrese Anadolu’nun en büyük medresesi olarak bilinir. Çift katlıdır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanları'ndan Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi olarak da biliniyor. Taçkapısı çok güzeldir. Taş işçiliğine hayran olmamak elde değildir.

Kalenin çevresinde ve Saat Kulesi’nin orada da çalışmalar vardı. Bu yüzden rahat gezemedik. Erzurum Kongre Binası’na tam 100 yıl sonra biz de vatanın felahı için herşeyinden vazgeçenlerin girdiği kapıdan girip, toplantı yaptıkları sıralarda oturduk.

Yakutiye Medresesi müzekartla gezilebiliyor. İçeride geçici ve kalıcı sergiler vardı. Güzel hazırlanmış. Kayseri’deki Gevher Nesibe Şifahanesi’ni gezdiyseniz ikisini kıyaslamak geliyor içinizden. Bazı hususlar benziyor çünkü.

Erzurum’da daha çok eser var. Elbette bu sayfa hepsinden detaylıca bahsetmeye kâfi değil. Velhasıl Erzurum merkez adeta açık hava müzesi. En kısa zamanda görmenizi tavsiye ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.