banner26

Bu haber kez okundu.

Milleti terör belasından kurtarmak en önemli taahhüdümüz

TBMM Genel Kurulunda 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi Görüşmeleri Bağlamında "Gelir ve Gidere İlişkin Diğer Hükümler" üzerinde MHP Grubu adına Aksaray milletvekili hemşerimiz Ramazan Kaşlı konuşarak şu görüşlere yer verdi :
“Ülkemizin beşeri ve iktisadi varlıklarını etkin bir şekilde değerlendirerek mali istikrarın korunması, yurtiçi tasarrufların artırılması, rekabet gücü yüksek bir üretim yapısına ulaşılması, altyapının geliştirilmesi, çevrenin korunması, doğal kaynakların rasyonel kullanımı ve yönetimi, nitelikli kentleşme, afet risklerinin azaltılması, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması ve kırsal kalkınmanın sağlanması gibi toplumun refahı üzerinde doğrudan etkisi olan alanlarda sürdürülebilir, bütüncül bir bakış açısının geliştirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizi de sarmalayan zorlu küresel ve bölgesel ekonomik ve siyasi koşullara, etrafımızda cereyan eden terör olaylarına ve 15 Temmuz hain darbe girişimine rağmen gerçekleştirilen yapısal reformlar ve özellikle uygulanan politikalar sayesinde ülkemizde ekonomik istikrar ve güven ortamı korunmuş, büyüme ve kalkınma süreci kararlı bir biçimde sürdürülmüştür.
21. yüzyılda günümüz koşullarında Modern Ulus devletlerinin en önemli görevlerinden birisi de kamu hizmetlerini kamu yararı düşüncesi içerisinde vatandaşların beklentileri doğrultusunda sunabilmektir. Ayrıca ülkeler makroekonomik anlamda istikrarı sağlamak ülke genelinde ise kalkınmayı sürdürebilmek için yerel yönetimler vasıtasıyla yüksek ve nitelikli olarak büyüme sağlamak durumundadır.
Yerel yönetimler, yerel özellik taşıyan çok sayıda kamu hizmetini, etkin ve halkın tercihlerine uygun olarak yerine getirmelerinin yanı sıra, demokrasiyi kurumsallaştırmanın da bir aracıdırlar.
Her biri demokrasi okulu olarak görülen yerel yönetimler, yeterli gelir kaynaklarına sahip olabildikleri takdirde, kendilerinden beklenen fonksiyonları arzulanan düzeyde yerine getirebileceklerdir. Günümüzde teknolojide yaşanan gelişmeler, demokrasiye olan inancın kuvvetlenmesi, sosyo-ekonomik yapıdaki değişmeler, yerelde nitelikli ihtiyaç ve taleplerin de artmasına neden olmuş, yerel kalkınmayı zorunlu hale getirmiştir.
Yerel kalkınma; kırsal bölgede yaşayan insanımızın sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan olumlu yönde değişimlerine sebep olan refah düzeylerinin geliştirilmesini amaç edinen bir kalkınmadır.
Yerel kalkınma genel olarak toplumdaki herkesin yaşam kalitesini artıran ve ekonomik yararları yükselten sürdürülebilir ekonomik büyümeyi gerçekleştirmek için yerel otoritelerin, özel sektörün, kâr amacı gütmeyen kurumların ve yerel halkın birlikte çalışması şeklinde ifade edilebilir.
Bu bağlamda özellikle belediyelerden bahsetmenin gerekli olduğu kanaatindeyim.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Belediyeler vatandaşların tercihleri ile tutarlı, farklılaştırılmış hizmet arzı sayesinde kaynakların daha etkin ve verimli kullanımını sağlayarak ekonomik büyüme ve kalkınma üzerinde pozitif birtakım etkiler meydana getirmektedir. Belediyelerin en önemli gelir kalemini merkezi yönetim genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi oluşturmaktadır. Belediyelerin genel bütçeden alınan pay dışında Kanunda sayılan görev ve hizmetleri yürütmesi hususunda sahip olduğu mali olanaklar 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 59. Maddesince sabittir.
2020 merkezi yönetim bütçe kanun teklifinin 13. Maddesi ile de Avrupa Birliği gibi projeler için borç limiti şartı olmaması belediyelerimiz tarafından geliştirilen projelere Avrupa Birliği mali yardımları kapsamında finansman imkânı sağlamaktadır.
Belediyelerimizin finansmandan faydalanabileceği başlıca alanlalar ise şöyledir: Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki belediyeler ile diyaloğun geliştirilmesi, çevre altyapısı, bölgesel rekabetin güçlendirilmesi, sınırötesi ve bölgesel işbirliği, soysal içerikli konular
Buradan hareketle başta belediyeler, il özel idareleri olmak üzere yerel kalkınma konusunda yeterli kaynağa sahip olunması yeterli fırsat ve kaynak sağlanması halinde
yerel idarenin, yerel kalkınmaya destek verebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sayede yerel kalkınma, dolaylı olarak ulusal kalkınmanın da bir aracını oluşturacaktır.
Tam bu noktada Milliyetçi Hareket Partisi olarak; 2023'E DOĞRU YÜKSELEN ÜLKE TÜRKİYE SÖZLEŞMESİNDE belirttiğimiz bir hususun tekrar altını çizmek istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletine dayalı milli ve üniter bir devlet yapılanmasını vazgeçilmez öncelikle kabul etmiştir. Dolayısıyla, hizmetin vatandaşa daha yakın ve hızlı ulaştırılmasını amaçlayan, yetkilerin ve kaynakların yerel yönetimlerce kullanıldığı ‘yerinden yönetim yapısının’ üniter devlet yapılanmasına karşı olacak şekilde, ‘siyasi yerinden yönetime’ dönüştürülmesine hizmet edecek hiçbir düzenlemeye fırsat verilmemelidir.
Milletimizin terör belâsından kurtarılması Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimize en önemli taahhütlerimizdendir. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi, özellikle 20 Temmuz 2015’ten sonra başlatılan PKK, PYD ve IŞİD gibi terör örgütlerine yönelik amansız mücadeleye açık ve net bir şekilde destek vermiştir. Böylelikle; bölücü terörün tüm unsurlarıyla kökünden kazınacağı ve vatandaşlarımızın terör örgütünün himayesinden kurtarılacağı konusundaki taahhüdümüz hükümete verdiğimiz güçlü destekle birlikte uygulama imkânı bulmuştur.
Terörle mücadeledeki net tavrımız ve bu konuda hükümete verdiğimiz destek devam edecek, Türkiye terörden tamamen temizlenerek huzurlu ve güvenli bir ülke haline gelecektir. Nitekim, terör örgütünün hamiliğini yapan belediyelere kayyum atanması, iç savaş hazırlığı için kurulan hendeklerin yerle bir edilmesi, terörün tahrip ettiği yerleşim yerlerinin yeniden imar edilmesi, terör eylemlerinin ve mağdurlarının sayısında ciddi azalma yaşanması gibi birçok olumlu gelişme, verdiğimiz destek sürecinde devletimizce elde edilen önemli başarılardır.

Bugün gelinen noktada Milliyetçi Hareket Partisi olarak dış politikada, siyasette ve ekonomide Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya yönelik faaliyetlerin önüne geçmek, Türk devletinin ve Türk milletinin bekâsına yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmak, PKK, PYD, FETÖ ve IŞİD başta olmak üzere terör örgütlerinin kökünü kazımak, Milletimizin huzur ve refahını artırmaya yönelik tüm sosyal ve ekonomik tedbirleri almak bizlerin en kutsi görevi olacaktır.
Bu bağlamda esnafımızın yaşadığı bazı sorunlara da değinmek istiyorum.
Esnaflar, ticaretin ilk dönemlerinden bu yana iş hayatı içerisinde etkin bir rol oynamaktadır. Ancak ekonomi içerisinde yerine getirdiği işlevlere rağmen esnaf işletmeleri hem makroekonomik hem de yapısal sorunlardan kaynaklanan nedenlerle rekabette her geçen gün daha çok kan kaybetmektedir.
Modernleşmenin bir sonucu olarak her sokak ve caddeyi kuralsız dolduran zincir marketler ve AVM’ler hem Kentsel dokuyu bozmakta hem de esnafımızın varlığını tehdit etmektedir.

“Elektronikten kırtasiyeye, gıdadan konfeksiyona her türlü ihtiyaca cevap veren zincir marketler, her sokağa peş peşe açılarak esnafı bitirme noktasına getirmiştir. Esnafımızın bu sorununu çözmek adına; büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmaları için asgari işyeri büyüklüğü standardı getirilmeli ve bu standarda uymayan mevcut şubelerin de bir program dâhilinde yerleşim yeri dışına taşınması sağlanarak küçük esnaf aleyhine gelişen haksız rekabetin önüne geçilmelidir.
Esnaf ve sanatkârlara sicil affı getirilerek, stopaj ve Bağ-Kur primleri düşürülmeli, ÖTV indirimi sağlanmalıdır.
İş yerleri 50 m2 nin altında ve kira olan küçük esnafımıza bir defaya mahsus olmak üzere kira yardımı yapılmalı ve bunun yanı sıra mevcut kredi borçları faizsiz olarak ertelenmelidir. Ülkemiz genelinde (rakamsal olarak) 1 milyon 785 bin 586 bulan esnafımız, toplumda en çok çalışan kesim olmasına rağmen emeklilikte en uzun prim gün sayısını ödemektedir.

Anayasa’nın 173. Maddesinde belirtilen ‘Devlet esnaf ve sanatkârı koruyucu tedbirler alır’ hükmü gereğince esnafımızın, prim ödeme gün sayıları Emekli Sandığı ve SGK sigortalısı olarak çalışan kesimle aynı olmalıdır.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri
Ekonomiye destek vermek ve istihdam oluşturmak isteyen milyonlarca esnaf, vergi ve sosyal güvenlik kurumu primi borçlarının ödemek için uğraşmaktadır. Vergi ve SGK borçlarından dolayı ticarete yönelemeyen esnafımız, devlete olan Kamu borçları için adım atılmasını beklemektedir. Bu nedenle Sayın Hazine ve Maliye Bakanı’mızın üniversite öğrencilerinin borçlarının (KYK) yapılandırılması kapsamının genişletilerek esnafın birikmiş vergi ve SGK prim borçlarının da dâhil edilmesini talep ediyoruz.

Şuanda ki ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda bu yapılandırma hem esnafı rahatlatacak hem de kamu borç stokunu azaltarak piyasaya ekonomik anlamda canlılık sağlayacaktır. Diğer taraftan şunu da söylemek isterim ki bu yapılandırma ile kastettiğimiz bir vergi affı değil sadece kesinleşmiş amme alacaklarının yapılandırılmasıdır. Vergi affından herhangi bir indirim yapılmaksızın faiz katsayıları üzerinden indirim yapılmak suretiyle, borçların taksitlendirilerek ödeme kolaylığı sağlanmasının gerekli olduğu kanaatindeyim.

Sözlerime son verirken, 2020 yılı Bütçe’sinin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisimizi, ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk Milletini ve Aksaraylı hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner31

banner34