Birçok insanın yaşadığı, farkında olmadığı, adını koyamadığı veya farklı bir şey olduğunu düşündüğü bir durumdan bahsetmek istiyorum. Orijinal adı ‘’Languishing’’ olan bu kelime ‘’durgunluk-tatsızlık’’ anlamına gelmekte. Türkçe olarak tam karşılığı olmayan Languishing kavramına en yakın ‘’Ruhsuzluk’’ yakıştırmasını yapabiliriz.

Özellikle pandemi sürecinde, hepimizin ruhunda az da olsa yara açmış bir sorun olarak karşımıza çıktı bu durum. Kısa bir süre sonra normale döneceğimizi düşündük; ancak neredeyse üçüncü yılına yaklaşan pandemiden hala tedirginlik duymaktayız. İnsan psikolojisi, belirsizliğe maruz kalınca dengesini kaybetmiş olur.

Bıkkınlık, hevesinin/heyecanın kalmaması olarak nitelendirebiliriz languishing kavramını. Bu, başka bir psikolojik rahatsızlık değildir. Eğer insan uzun süre buna maruz kalırsa ileride depresyona yakalanma riski çok yüksektir. Peki, nasıl anlarız languishing yaşadığımızı?

  • Ne mutlu ne de mutsuz hissetmek
  • Eskiden keyif aldıklarını yapmaktan artık zevk almıyor olmak
  • İç huzursuzluğa sahip olmak
  • Yapılması gereken işlere odaklanmakta zorluk çekmek
  • İlgisiz ve heyecansız hissetmek
  • Bir çeşit yabancılaşma hissi (insanlara, hayvanlara karşı ancak onlardan nefret de etmemek)
  • Hayattaki amaç noktasında içinde bir boşluk hissiyatı (‘‘Neden bu dünyadayım?’’ gibi varoluşsal sorgulamalar).

Eğer siz de bu maddelerden birçoğunu yaşıyorsanız languishing ile karşı karşıya olabilirsiniz.

Peki, bu durumdan kurtulmak için neler yapabilirsiniz? İşte size birkaç tavsiye:

  • Öncelikle, hayatınızı dizayn etmek için bunun size iyi bir fırsat olduğunu düşünün.
  • Hayattaki anlam ve amacınızı keşfedin.
  • Toplumsal fayda veren işlerle uğraşın (sokak hayvanları, kendini yetiştirmek, çocuk yetiştirmek gibi) herkes için farklıdır.
  • Eskiden iyi gelen şeyleri içinizde istek olmasa bile taklit yoluyla yapabilirsiniz, bir şekilde içinizdeki enerjiyi ortaya çıkarır.
  • Her şeyi aynı anda yapmayın, tek bir anda tek bir şey ile ilgilenin. Örneğin; puzzle yaparken zihninizi sadece ona odaklayın.
  • Küçük hedefler koyun kendinize, o hedefleri başarma noktasına giderseniz kendinizi ve temas ettiğiniz dünyayı değiştirme yolunda ‘’iyi ki yaşıyorum’’ hissini verir size.
  • Planlanmış rutin bir hayat, iyi hissettirir. Örneğin; yemek ve eğlence saatlerinin önceden oluşturulması.
  • Size iyi gelen diğer insanlarla iletişim kurunuz. Herkesle iyi olmak zorunda, herkesle aranızın süper iyi olması gerekli değildir. İyi anlaştığınız bir iki insanla vakit geçirmek, onlarla temasta kalmak iyi hissetmenize neden olur.

Siz bu problemi yaşıyor musunuz peki?

Kendi içinizde bir çözüm bulduysanız, tekrar hayata adapte olduysanız bunun için neler yaptınız? Bu konuda iletişim adreslerimden bana geribildirim verebilirsiniz.

Sağlık ve sevgi ile…

Mail: pdr.merve.90@gmail.com

Instagram: @psk.dan.mervesudemenofficial

AİLE PLANLAMASI

Çıktık açık alınla;

On yılda her savaşta.

On yılda on beş milyon genç

Yarattık her yaşta.

Diye marşlar söylerdik okullarda.

Nüfusumuz 15 milyona ulaştı diye övünürdük.

Ve nüfus çoğalsın diyede ,

Beşinci çocuğu dünyaya gelen aile reisinden yılda 6 lira yol vergisi alınmazdı.

Altı lira deyip geçmeyin.

O zaman bir kuzulu koyun altı liraydı.

Şimdinin 200 milyonu.

Adamın 50 koyunu olsa, on milyar yol vergisi demekti.

Pek azı öderdi

Yüzde sekseni mapusla zorlanırdı.

Bu demekti ki, ille de çok çocuk yapacaksın. Nüfus çoğalsın.

Çok insanlar tanırım, beşinci çocuğu dünyaya gelince sevincinden şapkayı havaya fırlatırdı.

Şimdilerde bakıyorum da, bir aile planlaması icadı çıktı.

Bir yanda iki çocuktan fazlası fazla deniyor.

Şehirlerde bu planlama tuttu.

Köy ve kasabalarımızda çok çocuk yapmaya devam.

Bilhassa doğu ve güneydoğu da çok çocuk isteme arzusu pek fazla.

Az çocuklu herifler, heriften sayılmaz denilmekte.

Ben, aile planlamasına yani bir iki çocukta kalınmasına karşıyım.

Yalnız bir şartla...

Bakıp besleyip, eğitimini ve zenaatını kazandırmak kaydı şartı ile.

Elbette, sokak için çocuk yapmak zararlıdır.

Öyleyse; Aile planlaması değil de,

Devletin bir nüfus planlaması olmalı. Hayata geçirilmeli.

Bakın Avrupa ülkeleri aile planlamasından vazgeçer oldu.

Birden fazla doğacak her çocuk için prim veriyor devlet.

Baktı ki nüfus azalıyor.

Nüfus azaldıkça da o devletin esamesi okunmaz oluyor.

Avrupa’da; Tükeniyoruz diye feryat ediliyor.

Biz de mi o duruma düşelim .

Hayır...

Ekmeğini taştan çıkaracak zenaat sahibi, eğitimli çok çocuğu olsun her ailenin.

Yarınımızı  teminat altına alalım.

Kalın sağlıcakla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner34