banner26

Tarih – kültür meraklılarına, Aksaray sevdalılarına ve herkese merhaba…

Kıymetli Yeni Aksaray Okurları,

Zaman zaman Konuk Yazar olarak katıldığım Yeni Aksaray Gazetesi’nde artık Köşe Yazarı olarak devam edeceğim.

Öncelikle kısaca kendimden bahsedeyim, daha sonra da köşe yazılarımda neler yazacaklarımdan…

1989 doğumluyum; veteriner hekimim.

Mesleğimi icra etmenin yanında meslaktaşlarım olan Mehmet Akif ERSOY ile Cengiz AYTMATOV’u kendime örnek aldım ve edebiyata merak saldım.

Müstakillen hazırladığım ilk eserim “Somuncu Baba Sırr-ı Esrâr” isimli bir romandır.

Müştereken ise Aksaray erenlerini (Dr. Mustafa Fırat GÜL ile birlikte) anlattığımız “Medfûn Ecdâd’a Meftûn Ahfâd” isimli bir kitabın, Mehmet Âkif ERSOY’un Safahatı’ndan bir şiiri (Muhammed H. CANKURT ile birlikte) inceleyip tiyatrallaştırdığımız “Kocakarı ile Ömer – İnceleme-Piyes” isimli bir kitabın ve Somuncu Baba hazretlerinin Aksaray’da medfûn olduğunu (Dr. Mustafa Fırat GÜL ile birlikte) ispatladığımız, Hazret ve çevresi ilgili yeni bilgiler de aktardığımız “Tabakât Eserleri ve Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba Şeyh Hamîd-i Velî Hayatı-Eserleri ve Kabri” isimli bir araştırma kitabının ortak yazarıyım.

Araştırmayı çok seviyorum.

Ancak Aksaray’ın tarihini, kültürünü, folklorünü araştırmayı daha çok seviyorum.

İşte bu minvalde araştırmalar yapıyorum.

Köşe yazılarımda bu araştırmalarımdan da bahsedeceğim.

Memleketimin tarihine meraklıyım elbette.

Ekseriyetle inceleme yaptığım alan Cumhuriyet öncesi Aksaray tarihidir.

Ancak bu demek değildir ki Cumhuriyet dönemi Aksaray tarihinden bir şeyler yazmayacağım.

Yazarım elbet!

Bildiğim, anladığım bir şeyler varsa muhakkak yazarım.

Bu arada şiir de yazarım.

Ayrıca amatör tiyatro oyuncusuyum.

Şu an görev yaptığım Siirt’te, Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu’nun tiyatro ekibinde rol almaktayım.

Kendime Şehir tarihçisi diyemem ama Şehir tarihi araştırmacısı pekâlâ diyebilirim.

Söyleneni tekrarlamak değil, yeni şeyler söylemektir düsturum…

Yani araştırırken bu ilke ile araştırıyorum.

Ve Allah nasip ediyor, buluyorum.

Bulduğumu da paylaşıyorum.

Bir konu ile ilgili söylenmemiş bilgileri ilk aktaran olmayı seviyorum.

Bu zamana kadar yaptığım araştırmalarımdan başlıklar halinde kısaca bahsedeyim.

  1. Dr. Mustafa Fırat GÜL ile yazdığımız “Tabakât Eserleri ve Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba Şeyh Hamîd-i Velî Hayatı-Eserleri ve Kabri” adlı kitapta, yeni söylenen hayli yeni bilgiler mevcut. Bunlardan ikisini burda söylemek istiyorum. Birincisi; Darende tarafından Somuncu Baba’nın şeceresi olarak iddia edilen isimlerin Somuncu Baba’nın şeceresi olmadığını ispatladık ve Somuncu Baba’nın dedesinin ve dedesininin babasının gerçek isimlerini bulduk. İkincisi; Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülislâm’ı Molla Fenârî’nin Aksaraylı olduğunu tabakât eserleri ve yorumlarımız ile iddia ediyoruz. Bu bilgileri iki bildiri ile birlikte geçtiğimiz sene Aksaray Sempozyumu’nda da sundum.
  2. Bedir Muhtâr hazretlerinin kim olduğu ile alakalı bir araştırma yaptım ve Hazretin Mevlânâ Bedreddîn Ahmed olarak bilinen bir zât olduğunu, Rey doğumlu olduğunu, Cemâleddîn Aksarâyî’nin dedesi Fahreddîn Razî’nin talebesi olduğunu, Razî ekolünü Anadolu’ya ilk getirenlerden olduğunu ve çok sayıda eserlerinin olduğunu öğrendim.
  3. Taş Pazar Mahallesi’nde bir apartmanın altında medfûn bulunan Şeyh Gaznevî’nin, Bedir Muhtar’ın hocası Abdülmün‘im el-Ferâvî olduğunu iddia ettim. Bu arada Şeyh Gaznevî’nin dedesi Muhammed b. Fadl’ın da büyük bir âlim olduğunu ve eserleri olduğunu öğrendim.
  4. Aksaraylı Genç Osman’ımızın bir yeniçeri değil, bir Osmanlı Delisi olduğunu tarihî kaynaklardan yaptığım çıkarımlarla ve yorumlarımla izah ettim. Şehâdetinin 1638 Bağdat Seferi’nde değil, 1630 Bağdat Kuşatması’nda olduğunu yineledim. Halk arasında Bağdat Fatihi olarak da bilinen Genç Osman’ımızın gerçekte ise Kerbela ve Necef Fatihi olduğunu aktardım.
  5. Anadolu’da ilk bilinen (10. yy civarında) Ashâb-ı Kehf Mağaralarından birinin de Aksaray’da, Ihlara’da olduğunu tarihî kaynaklarla ve çıkarımlarımla izâh ettim. Bu bilgi ile Diyarbakır’da, 26-28 Mayıs tarihleri arasında, Diyarbakır Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Dicle Üniversitesi ve Lice Kaymakamlığı’nın birlikte düzenlediği “Uluslararası Ashab-ı Kehf ve Lice Sempozyumu”na katıldım ve “Hasandağı Yöresinde Ashâb-o Kehf Kültü ve Kültürü” başlıklı bildirimi sundum.
  6. Ashâb-ı Kehf araştırması sırasında Ihlara’daki Baydı Hatun Türbesi olarak bilinen türbede medfûn olan zâtın, Ubeyde isimli bir sahabe ya da tabiin büyüklerinden olduğunu öğrendim ve bu bilgiyi paylaştım.
  7. Ihlara Vadisi’nde bulunan Kırkdamaltı Kilisesi’ndeki bir freskte görünen Prenses Tamara ve Müslüman kıyafetli Amirarzes Basileios Giagoupes ile ilgili henüz açıklamadığım yeni bir yorumum da var. Bu yorumumu ilerleyen günlerde, ilk defa Yeni Aksaray Gazetesi’nde kaleme alacağım inşallah.
  8. Tabi Aksaray ile yer yer, büyüklü küçüklü daha başka tespitlerim de...

İlk aktaranı olmaktan onur duyduğum tüm bu araştırmalarımı ve Allah nasip ederse yeni araştırmalarımı ilerleyen yazılarda sizlerle buradan paylaşacağım.

Yeni Aksaray Gazetesi’nde başladığım bu yeni serüvenim hayırlara vesile olur inşallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner31

banner34