Aksaray, sadece şehirde yaşayanların değil herkesin bildiği gibi kadim bir şehirdir. Şehir merkezindeki tarihî eserlerin tamamına yakını Anadolu Selçukluları dönemine aittir. Birazı da beylikler döneminin eserleridir. Türk-İslam mührü olan bu eserlerin bir kısmı da günümüze ulaşamamıştır. Akla ilk gelen Anadolu Selçukluları döneminin hastanesidir.  Bir mahalleye isim olan “Şifahane” maalesef yakın dönemde tamamen yok edilmiştir.

*

Aksaray Lisesi diye bilinen tarihî eğitim yuvasının arka bahçesinde yaklaşık yedi asırlık bir medresenin taç kapısından bir parça bulunmaktadır. Beramuniyye Medresesi’nin portalinin sol kısmı olan bu parça bir bütünün parçasıdır. Lisenin bulunduğu yerde de önceden yine bir eğitim kurumu vardı. Hüsamiye Medresesi harap olunca önce mutasarrıf sonra da vali olan Abdullah Sabri Bey tarafından bu alana iki katlı, biblo kadar güzel bina yapıldı. Şimdi Aksaray Lisesi diye bilinen bu yapının olduğu yerdeki Hüsamiye Medresesi, hemen yakınındaki Beramuniyye Medresesi’nin hocaları, talebeleri ve yolun hemen karşısında eski bir cami olan Hasan RızayiAksarayî Cami’nin cemaatinin temizliği için de kullanılan hamam yani Kılıç Arslan Hamamı uzun yıllar metruk bir haldeydi. Çevrenin çöplüğü olmuştu adeta.

Aksaray Belediyesi yapılması gerekeni geç de olsa yaptı. Ki belediyeden önce Vakıflar Genel Müdürlüğü de buraya sahip çıkabilirdi. En azından Şifahane gibi olmadı. Yok olmaktan kurtarıldı ve çok uzun ömürlü olması için aktif kullanılması adına Klasik Türk Müziği Merkezi çalışmaları için tahsis edildi.

Kısa ve öz olarak hamamın tarihçesinden bahsetmek istiyorum.

Aslında hamamın hangi dönemde yapıldığı dahi bilinmiyor. Ne kitabesi var ne de vakfiyesi. Günümüze ulaşan sağlam bir bilgi de bulunmuyor. Yapılış tarzına bakılarak bazı araştırmacıların kuvvetli tahminleri doğrultusunda Kılıç Arslan dönemi deniliyor. Konuyla alakalı araştırma yapan isimlerden hatırladıklarımı burada zikretmek istiyorum. Yılmaz Önge, İ.H. Konyalı, Nihal Çetintürk, Nilgün Çıtakoğlu, Bekir Deniz ve son olarak doktora tezinde inceleyen Zekai Erdal hamam hakkında bilgiler vermiştir. Elde net bilgi olmayınca bu hamamın bânisini, mimarını da bilemiyoruz.

Sanat tarihçisi hemşehrimiz Zekai Erdal hamamı genel olarak şöyle tarif eder: “Kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan dikdörtgen planlı bir yapıdır. Çiftehamam olarak inşa edilmiştir. Erkekler kısmı sıcaklığı dört eyvanlı ve dört köşehalvetli, kadınlar kısmı ise üç eyvanlı ve iki halvetli hamamlar grubuna girmektedir.Düzgün kesme taş, moloz taş ve tuğla malzemeden inşa edilmiştir” (a.g.e. s.364).

Kayıtlara göre 1911’deki sel felaketinde hamam da su altında kalmıştır. Uzun dönem kullanılamayan hamam bir ara da tahıl ambarı gibi kullanılmıştır. 1940’lı yıllarda buğdayın saklandığı hamam sonraki dönemlerde tamamen atıl kaldığından zamanla çöplük gibi kullanılmıştır. Bir de yol yapım çalışmalarından dolayı çukurda kalmıştır.

Aksaray Belediyesi 2016 yılında restorasyon çalışmasını bir şirkete vermişti. “Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 17/04/2015 gün ve 2734 Sayılı Karar” ile başlayan süreç tamamlanmış durumda. Hamam artık sanatseverlerin, özellikle de klasik Türk müziğini sevenlerin buluşma noktası olacak. Bir zamanlar bedenlerdeki kirlerin yıkandığı hamamda artık ruhun istirahati sağlanacak. Zamanında bu eseri inşa edenden, yıllar sonra da olsa tamir edip ayağa kaldırandan ve bundan sonra da sahip çıkarak yaşamasını sağlayacak herkese teşekkür etmek bir borçtur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.