ABAYLAR
Aksaray
22 Şubat, 2024, Perşembe
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

ÇOBAN PİLAVI

12 Eylül 2023, Salı 10:31

1942 de okumuşun yokluğunda ortaokulu bitirir bitirmez Maliye Tahsilat Kalemine katip olarak alındım.

Maaşım da 39 lira 60 kuruştu.

Başımdaki memur Hami Perek’in maaşı 46 liraydı.

Mal Müdürü de 57 lira alırdı.

İkinci Cihan Savaşıydı.

Almanlar balkanlara kadar gelmiş Edirne’den top sesleri duyuluyordu.

Türkiye ise yoksuldu.

Memurun maaşını ödeyemez hale geldi.

Yarım milyon asker silah altındaydı.

Para lazımdı.

Orduya ekmek lazımdı.

Cumhurbaşkanı rahmetli İsmet İnönü eskinin öşür vergisini getirdi.

Köylünün kaldırdığı buğday mahsulünden yüzde on devlet hissesi alınacaktı.

İl ve ilçelerde komisyonlar kuruldu.

Her köyün durumuna göre şu kadar ton mahsul versin dendi.

Aksaray ilçesinde kaymakam Alaattin Siyavuşgil başkanlığında,

Ticaret, Ziraat, Belediye, Maliye ve halktan birer kişiden ibaret komisyon her köyün vereceği devlet hissesini kararlaştırdı.

Mesela adları önceden böyle olan Çimeli Uzartık, Veyisfakılı, Çimkeli yeni köy, her biri masaya yatırılır ne kadar ton devlet hissesi vermeleri kararlaştırıldı.

Maliye dairesi öşür memurlarını tayin eder ve bölgelerine gönderirdi.

Ben öğretmen Saim Uluırmak ile Ortaköy bölgesine gönderildim.

Devletin kiraladığı tek atlı araba ile Balcı’ya vardık. Muhtar Emin yağda pişmiş yumurta ile bir iyice karnımızı doyurdu.

Bundan sonra köylü köyden köye at ve eşek ne bulunursa öşür memurunu taşırdı.

Eşek sırtında Ortaköy’e vardık.

Karakol kumandanı üst çavuş Rasim bey de bize katıldı.

Ortaköy, Aflak, Hocabeyli, Çiftevi, Bozkır, Saları Alaca derken,

Muhtar o köyün vereceği şu kadar devlet hissetini çiftçilerin gücüne göre dağıtır vergisini ofise getirip teslim etmek mecburi idi.

Her üçümüz öşür memurları at sırtında Devedamı ve Harmandalı’ya giderken kırda otlayan koyun sürüsünün çobanı ile karşılaştık.

Koyunlardan sağdığı süt ile toprak çanakta pişirdiği pamuk gibi çoban pilavını çobana ikram etti.

Yemesine doyamadık.

Ben bunu anlatınca Yapılcan köyünden Yadigar;

Ben bir çoban pilavı pişireyim de bir gör dedi.

Nasip olmadı.

O pamuk gibi pişmiş çoban pilavı yufka ekmeğin üstüne döküldü de yufka ile beraber sokum yapılıp ağzına gönderdin de ardından kuru soğanla iştah açtın mı.

Yemesine doyum olmaz.

İşte çobanların doğal yaşamı böyleydi.

Kalın sağlıcakla...

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.