ABAYLAR
Aksaray
22 Şubat, 2024, Perşembe
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

DÜN VE BUGÜN

19 Aralık 2022, Pazartesi 09:32

1939 Erzincan depremi 40 bin can aldı.

Vali Yardımcısı rahmetli Abdurrahman Yüksel Bey Aksaray’a kaymakam olarak  atandı.

Eşi ve bir tek kızı depremzede idi. Kaburga kemikleri kırık halde uzun yolculuktan sonra Aksaray’a teşrif ettiler.

Okul arkadaşı Avukat Bekir Uluırmak’ın evinde misafir edildiler.

Ankara’ya gitmek imkansızdı.

Ne yol var ne de araba.

Taşıt aracı haftada iki gün Haşim Özgel’in kamyonu idi.

Toprak yolda 8-10 saatte gidilirdi Ankara’ya.

Sınıkçı Ahmet Ağa meşhurdu.

Av. Bekir efendinin tavsiyesi üzerine sınıkçı Ahmet Ağa çağırıldı.

Kendi usulleri ile kaymakam Yüksel Bey’in eşi ve kızı 10-15 günde anadan doğma gibi tedavi edildi.

60 Yaşlarında, namazında niyazında olan kaymakam Abdurrahman Bey Aksaray’ı çok sevmişti.

Yarabbi benim canımı bu topraklarda al. Ervah kabristanlığında yatmayı nasip et.

Diye dua ederdi.

Duası kabul gördü.

Kaymakamlığının 3. yılında vefat etti.

Cennet deresi yamaçlarında medfundur. Yıkılmış mezarını da rahmetli Vali Ferit Baba yeniden yaptırdı.

O yıllarda, böylesi dondurucu kış mevsiminde toprak ana diz boyu karla kaplıydı.

Memleket hastanesi operatörü Ziya Çorlu Bey’in buzda ayağı kayıp bacağı kırılmıştı.

Tek vasıta Amaratlı Seyit Ali’nin cipi vardı.

Hazırlıklar yapıldı.

Opr. Dr. Ziya Çorlu Ankara’ya götürülecekti.

Kış şartlarında ve yol yokluğunda zorlu ve tehlikeli bir yolculuktu bu.

Bunu duyunca kaymakam bey operatör doktorun evine gidip ziyaret ediyor.

Eşi ve kızını tedavi eden Ahmet Ağanın bir bakması için ikna ediyor.

Doktor Ziya Çorlu istemeye istemeye karardan bir adım Ahmet Ağaya teslim oluyor.

15 günde bir şeyin kalmaz deyince Ahmet Ağa, doktor gülüyor.

Sınıkçı Ahmet Ağanın dediği oldu.

Opr. Dr. Ziya Çorlu ayağa kalktı. İyileşti.

Ahmet Ağa ile ahbap odu.

Ne zaman bir kırık çıkık olsa, sınıkçı Ahmet Ağayı hastaneye çağırır, kendisi de asistanlık yapardı.

O günlerin şartları gerilerde kaldı.

Şimdi, bir iki saat geçit vermeyen kar ve buzlu yol canımızı sıkıyor. Sabırsızlanıyoruz. Devleti ve karayollarını suçluyoruz.

Türkiye’mizde şimdi yok yok.

Bize bu günleri nasip eden büyük Allah’ımıza şükürler olsun.

Kalın sağlıcakla...