SABANCI BAYRAM
ABAYLAR
Aksaray
12 Nisan, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.02
  • EURO
    35.01
  • ALTIN
    2419.0
  • BIST
    9618.83
  • BTC
    69294.62$

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI              

04 Mart 2024, Pazartesi 09:05

   Hilafet, Hz. Peygamber’e vekil olarak Müslümanları ve Müslümanlığı koruma görevidir. Halife ise, Hz. Peygamber’in ölümünden sonra onun yerine geçen, ona halef olan kimsedir. İslam dininin esaslarına göre, “halife” hem “baş imam, ruhani reis” hem de “Devlet Başkanı”ydı. Halife, iki iktidarı birden temsil etmektedir. Devlet başkanı olarak  dünyaya ait iktidarı temsil ettiğinden, devlet  gücünü elinde bulundurmaktadır. Halife aynı zamanda  ahrete ait  iktidarı temsil etmekte olduğundan, “baş imam” olarak İslam aleminin  ruhani reisidir. Böylece “halifelik” Arap devletlerinde devlet başkanına verilen bir ünvan oldu. Dört Halife döneminden sonra “halifelik” kurum olarak bozulmaya yüz tutmuş, babadan oğula geçerek Müslümanlar arasında taht kavgalarına  sebep olmuştur. Emeviler devrinde halifelik babadan oğula geçen bir saltanat haline geldi. Emevilerden sonra halifelik Bağdat’ta Abbasi hanedanının eline geçmiştir. 1258'de Hulâgû'nun Bağdat'ı zaptı üzerine Abbasî ailesinden birinin Mısır Memlük Devleti’ne  sığınmasıyla halifelik, Memlük  himayesinde 1517'ye kadar devam etti. Memlükler bu süreçte halifeyi devlet işlerine karıştırmamışlardır.

 

              1517’de Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim, Hâlifeyi beraberinde İstanbul’a getirmiş ve böylece halifelik Osmanlı Devleti’ne geçmiştir. Ayrıca bu dönemde kutsal emanetler de İstanbul’a getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu dönemlerde Osmanlı padişahları, halifelik makamından faydalanma gereği duymamışlardır. 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nin giderek zayıflaması karşısında Osmanlı padişahları, halifelik gücünden yararlanmak istediler.

 

              II. Abdülhamit zamanında parçalanmakta olan devlet, ''İslam Birliği'' düşüncesi etrafında bir arada tutulmak istenmişse de Osmanlı Devleti’nin dağılması önlenememiştir. Osmanlı Devleti I.Dünya Savaşı’na girdiğinde Padişah V.Mehmet Reşat, halife olarak “Cihat” ilan etti. Ancak, bu  çağrıya destek veren herhangi bir Müslüman topluluk çıkmamıştır. Aksine Hicaz’da Yemen’de İngilizlerle birlikte olan Müslüman Araplar, Türk askerini arkadan vurmaktan geri durmamışlardır. Bu sonuçla halifeliğin içi boş bir makam olduğu da ortaya çıkıyordu.

 

              Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra 1 Kasım 1922’de “Saltanat” kaldırılmıştır. 17 Kasım 1922’de Vahdettin’in ülkeyi terk etmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi, Osmanlı ailesinden Abdülmecit Efendi’yi  “Halife” olarak seçmiştir. Bununla birlikte   Türkiye Büyük Millet Meclisi Abdülmecid Efendi’den, “Halife-i Müslimin” ünvanından başka unvan kullanmamasını, Vahdettin’in davranışlarını kınamasını, halife seçilmekten dolayı memnuniyetini belirtmesini istedi. Abdülmecid  Efendi bunlara uymadığı gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı olanlarla daha yakın ilişkiler kurmaya başladı. Ayrıca Osmanlı padişahları gibi gösterişli törenler  ve gösterişli “Cuma Alayları”  tertip etmekteydi.

 

              Bu dönemde Halife’ye  bağlı olan bazı devlet adamları Cumhuriyet’in ilanına rağmen, Halife’ye padişahmış gibi, saltanat geleneklerine uygun olarak davranıyorlardı. Saltanat ve özellikle halifelik yanlısı olan bu kişiler, geçmişi geleneklerini sürdürmek istiyorlardı. Basında da halifelik konusunda tartışmalar devam etmekte ve bazı İstanbul basınında  halife yanlısı yazılar çıkmaktaydı.

 

              Bütün bu gelişmeler göstermekteydi ki Halifelik ile Cumhuriyet kesinlikle bir arada yürüyemezdi. Atatürk, halifelikle ilgili düşüncelerini Nutuk’ta şu şekilde dile getirmiştir:

 

              “Milletimizin kurduğu yeni devletin geleceğine, işlerine, hürriyetine, ünvanı ne olursa olsun hiç kimseye müdahale ettirmeyiz! Millet, kurduğu devleti ve onun istiklalini muhafaza ediyor ve ilelebet muhafaza edecektir.

 

              Atatürk, halifeliğin kaldırılması halinde bu görevi kendisinin üstlenmesini isteyenlere de şu cevabı vermiştir:

 

              “Açık ve kesin söyleyeyim ki, Müslüman halkı bir halife korkuluğu ile uğraştırmayı ve kandırmayı sürdürmek çabasında bulunanlar, ancak ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır. Böylece bir oyuna kapılmak da ancak ve ancak cehil ve gaflet eseri olabilir”

 

              Bu gelişmeler üzerine Urfa Mebusu Saffet Efendi ve 53 arkadaşının halifeliğin kaldırılmasına yönelik olarak teklif ettikleri kanunun gerekçeleri şöyle idi:

 

              “Hilafetin mevcudiyeti iç ve dış siyasette iki başlılık yaratmaktadır, İstiklal ve milli hayata ortak kabul etmeyen Türkiye’nin şeklen veya dolaylı yoldan bile olsa ikiliğe tahammülü yoktur.”

 

              Bu teklifte, hanedanın hilafet örtüsü altında daha tehlikeli olacağı dile getirilmekteydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verilen teklif doğrultusunda  3 Mart 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği bir kanunla, halifelik  kaldırıldı. Osmanlı ailesi üyelerinin, gelecekte saltanat ve  hilafet iddialarında bulunmamaları için yurt dışına gönderilmeleri, aynı kanunla kabul edildi.Yine aynı gün kabul edilen kanunla, Şeriye ve Evkaf Vekaleti (Din İşleri Başkanlığı) ile Erkanı Harbiye Bakanlığı (Savaş Bakanlığı) kaldırılıp, Tevhid-i Tedrisat kabul edildi. Bu kanunla tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı.

 

              Halifeliğin kaldırılması, eğitim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanması, Atatürk inkılaplarının, adı konmamakla beraber, laiklik ilkesinin en büyük uygulaması olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren her alanda yenileşmeyi ve ilerlemeyi kendisine ilke edinmişti. Bununla birlikte, geçmiş dönemlerde olduğu gibi yenileşmeye karşı olanlar da vardı. Halifeliğin kaldırılmasıyla, yeniliklere karşı olanların sığınabilecekleri ve güç alabilecekleri önemli bir dayanak noktası ortadan kaldırılmış oldu. Halifelik, dini olduğu kadar siyasi yönü de bulunan bir makamdı. Sonuç olarak “Milli Egemenlik” ilkesine göre kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde, halifeliği yaşatma imkanı yoktu. 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.