ABAYLAR
Aksaray
21 Şubat, 2024, Çarşamba
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

HAMZA BABA KİMDİR? – 3 – “Debbağ Delisi Baba Ahîzâde”

07 Şubat 2022, Pazartesi 08:59

Eseri Nüzhetü’l-Ebrâr’da Seyyid Hasan Rızâyî’nin,Hamza Baba’yı Kuyucu Murad Paşa’nın şeyhi olarak anlattığını söylemiştim.

Eserlerinde Kuyucu Murad Paşa’nın şeyhinden bahseden diğer isimler ise tarihçi Sâfî Mustafa Efendi (ö.1616), ilk resmî Osmanlı vakanüvisi tarihçi Naîmâ (d.1655 – ö.1716), Osmanzâde Ahmed Tâib (ö.1724) ve Mehmed Süreyyâ (d.1845 – ö.1909)’dır.

Bu isimlere göre Kuyucu Murad Paşa’nın el aldığı, bağlandığı şeyh, Debbağ Delisi Baba Ahîzâde’dir.

Tarih kitaplarında, Kuyucu Murad Paşa’nın tasavvuf ehline olan düşkünlüğü yazmaktadır ancak el almak, bağlanmak gibi ifadeler onun, o velinin müridi olduğu anlamına gelmektedir. Yani yukarıdaki tarihçilere göre Murad Paşa’nın şeyhi, Debbağ Delisi Baba Ahîzâde’dir.

Naîmâ Tarihi’nde, Murad Paşa’nın, Canbolatoğlu üzerine sefer yaparkenbirkaç gün Konya’da dinlendiği ve bu sırada Debbağ Delisi olarak tanınan Baba Ahîzâde’ye intisap ettiği yani Murad Paşa’nın şeyhinin, Debbağ Delisi Baba Ahîzâde olduğu söylenmektedir.

Rızâyî (d.1599) ise bildiğimiz üzere, Nüzhetü’l-Ebrâr’da, yineaynı sefer sırasında, Murad Paşa’nınAksaray’da, şeyhi Hamza Baba ile buluştuğunu anlatır. Nüzhetü’l-Ebrâr, 1646’da yazılmıştır.

Kısacası Canbolatoğlu Seferi sırasındaki bu karşılaşmanın Rızâyî, Aksaray’da, Hamza Baba ile olduğunu; Rızâyî’den 50 sene sonra Naîma ise Konya’da, Debbağ Delisi olarak tanınan Baba Ahîzâde ile olduğunu söylemektedir.

Ayrı ayrı dönem eserlerinde aynı sefere giderken şeyhi ile görüştüğünün söylenmesi, bahsedilen iki ismin, daha doğrusu bir isim ile bir lakabın yani Hamza Baba ile Debbağ Delisi Baba Ahîzâde’nin aynı kişi olduğunu bize göstermektedir.

Bu eserlerde Hamza Baba’nın Aksaray’la, Debbağ Delisi Baba Ahîzâde’nin ise Konya’yla zikredilmesi dahi herhangi bir karışıklığa sebep olamaz. Çünkü eski eserlerde zaman zaman Aksaray yerine Konya yahut Karaman’ın kullanıldığı da görülmüştür.

Ayrıca Naîma, Murad Paşa’nın, şeyhi ile Konya’da karşılaştığını değil, Konya’da dinlediği sırada şeyhiyle karşılaştığını anlatmaktadır. Yani Murad Paşa, emrindeki ordu Konya’da dinlenirken, Rızâyî’nin söylediği doğrultuda Murad Paşa, şeyhi Debbağ Delisi Baba Ahîzâde olarak da bilinen Hamza Baba ile görüşmek için Aksaray’a gelmiş olmalıdır.

Zaten Debbağ Delisi Baba Ahîzâde ifadesi, bütünüyle bir lakaptır. Bu lakaba sahip şeyhin ismi, tarihçiler tarafından verilmemiştir. Tarihçilerin bu şeyhin ismini değil de lakabını eserlerine yazmaları, bahsi geçen şeyhin iyi tanındığını hatta saray ve çevresince dahi tanındığını bize göstermektedir. Hamza Baba da Sultan I. Ahmed ile görüşmüş, saray ve çevresince de tanınan bir zâttır.

Görünen o ki tarihçilerin kitaplarında Kuyucu Murad Paşa’nın şeyhi olarak geçen Debbağ Delisi lakabıyla tanınmış Baba Ahîzâde, Şeyh Hamza Baba’dan başkası değildir.

Debbağ Delisi Baba Ahîzâde ifadesi, Hamza Baba’yı iki şekilde betimlenmektedir: Debbağ Delisi ve Baba Ahîzâde.

Ahî Evran’ın “debbağ; deri terbiye eden, deri tabaklayan” olması hasebiyle debbağlar pîrine, ahî baba dendiği bilinmektedir.

Hamza Baba’ya, Baba Ahîzâde dendiğine göre, Hamza Baba’nın babası da demek ki bir Ahî Şeyhi’dir. Yani Hamza Baba’nın babasının bir debbağ olduğu, hatta debbağlar pîri bir ahîbaba olduğu “Baba Ahîzâde” ifadesinden anlaşılmaktadır.

Burada açık olmayan ifade “Debbağ Delisi” ifadesidir. Çünkü “deli” ile kastedilen nedir tam anlaşılamamaktadır. Bu konu ile ilgili dört yorum yapılabilir:

  1. “Deli”, “bir şeye aşırı derecede düşkünlük gösteren kimse” anlamında kullanılmışsa ve bu sebeple Hamza Baba’ya Debbağ Delisi denmişse, bu ifade ile Hamza Baba’nın debbağlık mesleğine düşkün olduğu, belki kendisinin de babası gibi bir debbağ olduğu ve mesleğine de oldukça bağlı olduğu kastedilmiş olabilir.
  2. Hamza Baba’nın mekânının (dergâhının) Aksaray’da, Debbağ Mahallesi yakınlarında olması hasebiyle de ona bu lakap verilmiş olabilir. Yaptığım çıkarımlara göre dergâhı, Debbağ Mahallesi’ndedir. Bu çıkarımlarımdan başka bir köşe yazısında bahsedeceğim. Konumuza dönecek olursak Debbağ, mahalle adı olarak kullanılmışsa, Debbağ Delisi ile de Debbağ Mahallesi’nin delisi (velisi) yahut Debbağ Mahallesi’nin düşkünü anlamları kastedilmiş olabilir.
  3. Osmanlı Askerî Teşkilatında, “Deliler” isimli bir askerî sınıfın olması sebebi ile “Deli”, halk ağzında, güvenlik görevlileri için de kullanılmış olabilir. Öyle ki sözlükte “Deli” için, “Halk ağzında jandarma” gibi bir tanımlama da vardır. Bu durumda “Deli” ile kastedilen bir güvenlik görevlisiyse, Hamza Baba’nın, Aksaray Ahîliğinde (loncada) debbağlardan sorumlu olduğu düşünülebilir. Yahut o, Debbağ Mahallesi’nden sorumlu bir güvenlik görevlisi de olabilir.
  4. Her ne kadar Naîmâ “… ‘Debbağ Delisi’ demekle maruf Baba Ahîzâde…” ifadesini kullanarak, Debbağ Delisi lakabını Baba Ahîzâde (Hamza Baba) için kullanmışsa da kendisi bu konuyu yanlış biliyor da olabilir. Yani “Debbağ Delisi” ifadesi Hamza Baba’yı değil, esasında babasını betimliyor olabilir. Başka bir şekilde ifade etmem gerekirse: “Debbağ Delisi Baba Ahîzâde” ile Hamza Baba’nın, Debbağ Delisi Baba Ahî’nin oğlu olduğu kast ediliyor olabilir. Ancak şu an için zahirde kalmak en makul olanıdır. Zira ilk resmî Osmanlı vakanüvisi Naîmâ’nın ifadesi gayet açıktır ve bu ifadeye göre “Debbağ Delisi” lakabı, Baba Ahîzâde’nindir yani Hamza Baba’nındır.

Görüldüğü üzere konu daha da derinleşiyor…

Ancak derinleştikçe de çözümü kolaylaşıyor…

Hamza Baba’ya “Debbağ Delisi” lakabının niçin verildiğini araştırmaya devam edeceğim…

Allah nasip ederse, bulurum…

Ama şu bir gerçek ki Rızâyî, Hamza Baba’nın, Kuyucu Murad Paşa’nın şeyhi olduğunu söylememiş olsaydı, bugün tarih kitaplarında geçen Debbağ Delisi Baba Ahîzâde’nin Hamza Baba olduğunu anlayamayacaktık…

Eserlerinde Aksaraylı olduğunu vurgulayan, Aksaray’dan sitayişle bahseden ve Aksaray tarihine birçok konuda ışık tutan Rızâyî’den Allah razı olsun…