ABAYLAR
Aksaray
22 Şubat, 2024, Perşembe
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

HATIRALAR

03 Ağustos 2023, Perşembe 09:55

1942’li yıllarda

Bir imam hocasının muzipliği,

Dillerde tesbih olmuştu.

Hoca minareye çıkmış,

Ezan okur gibi başlamış bağırmaya.

Haydin şekere... Haydin makarnaya... Haydin una... Vesaire... Vesaire...

Tabi hocayı, palas pandıras yakalayıp atmışlar kodese.

Alman Harbinin olduğu o yıllarda,

500 bin asker silah altındaydı.

Çok cüce kalan devlet bütçesi

Memurunu doyurmuyordu.

Maaşlar öyle ufalmıştı ki,

Eski elbiseler, yamalıklı ayakkabılar giyilir hale gelmişti.

Hatta devlet memurlarından bazılarına üç dört ay maaş verilemezdi.

Hal böyle olunca, devlet baba memuruna yalancı meme verip avutmak mecburiyetinde kalmıştı.

Ayda veya iki ayda, üç beş kilo şeker, makarna, un, pirinç, elbiselik kumaş veriyordu.

Fakir ve yoksul halk da, memura verilenleri de bir şey sanıyor ve üvey evlat görüyordu kendilerini.

Minarede haydin şekere diye bağıran imam efendinin muzipliği, o günlerin yaşantısını pek güzel sergilemişti.

Alman Harbi dediğimiz İkinci Cihan Savaşı’nda yani 1945’de Almanların yenilgiye uğrayıp kayıtsız şartsız tesliminden önceki bilhassa beş yıl içinde,

Ve 1942’de

Meşhur varlık vergisi getirilmişti.

Aslında, varlık vergisi, çok zenginlemiş ve milletin kanını emen Yahudi, Rum, Ermeni zenginlerini hedef almaktaydı.

Ve hatta,

Varlık vergisini ödememek için direnen musevilerden bazılarının askere alınıp, yeni yeni inşa halindeki Koçaş Devlet Üretme Çiftliği’nde, borçlarına mukabil amelelik yaptırıldığını çok iyi hatırlıyorum.

Ve 1942’nin varlık vergisinde Aksaray’dan 220 bin lira varlık vergisi toplanmıştı.

Gene bu Alman Harbinde,

Tahıl ve bakliyata devlet hissesi getirilmişti.

Halk arasında buna,

Padişahlık döneminden kalma deyimle öşür denirdi.

Çiftçi, kaldırdığı arpa, buğday, çavdar, nohut, fasulye, mercimek gibi mahsulün %10’unu, devlete vermek mecburiyetindeydi.

Ambar ve ölçme memurlarıyla, bekçiler her köyün harman yerinde, pek forslu devlet temsilcileriydi.

Çiftçi kaldırdığı mahsulü memurdan emir almadan katiyen taşıyamazdı.

Şiniklerle cejler ölçülür.

Devletin %10 hissesi Toprak Mahsulleri Ofisine köylü tarafından teslim edilir,

Ve sonra kalanını, ambarına taşırdı.

Ofiste gelen buğdaylar hamam boğazında ve hatta hastane köprüsü yanındaki eski hamama depo edilmişti.

Sevk edilecek ne yol vardı ve ne de vasıta.

Bir yıl geçmeden yağmur ve kardan rutubet alan buğdaylar kokuştu, yakınından geçilemez hal almıştı.

Ekmeğin karneye bağlandığı bu devirde, Hasandağı yöresindeki köylüler açlıktan ölmemek için, Azmi Milli Un Fabrikası’nın hayvan yemi diye çıkardığı kepeği, tüccardan karaborsa alıp götürür, çoluk çocuğuyla yer, buna rağmen mutlu olurdu.

58 yıl evvelinin Türkiye’si ile bu günün Türkiye’sini mukayese etmek mümkün mü?

Benim kursağıma senede 4 portakal, 5 elma düşmezdi.

Şimdi ise TV ekranlarında bir tırnak yiyecek, ateş pahası da olsa alamayan ev kalmamıştır.

Bütün bu gelişme, halkın refah seviyesinin yükselmesi, 1950 Beyaz devrimi sonrasında, demokrasi sayesinde mümkün olmuştur.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.