ABAYLAR
Aksaray
21 Şubat, 2024, Çarşamba
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

Seyfiye Medresesi

21 Aralık 2018, Cuma 09:03

Konyalı eserinde Seyfiye Medresesi için “Meydan mahallesinde olduğu ileri sürülen” ifadesini kullanır ve medresenin I. Alâeddin Keykubad döneminde (1220-1237) Seyfeddin Ay-Aba tarafından yaptırıldığını yazar. Yine bazı eserlerde “medrese bugün mevcut değildir” ifadesinden aşağıdaki fotoğraflarda da görüleceği metruk bu eğitim yuvasının fark edilmediği ya da medresenin burası olacağı ihtimal dairesine girmemiş.

Fatih devri Aksaray vakıflarında medresenin ismi bulunmaktadır. Adı geçen medrese 1476 tarihinde tamire muhtaç durumda olduğu belirtilmektedir.

Aşağıda Seyfiye Medresesi’nin 1960’lı yıllardaki ve günümüzdeki durumunu görüyorsunuz. Bu eserin korunması gerekiyor.

  

Medrese Osmanlı Döneminde de Hizmete Devam Etmiştir

Seyfiye Medresesi ile alakalı bilgiyi bulabileceğimiz çalışmaların başında Eşref Temel’in yüksek lisans tezi gelmektedir. Medreseye vakfedilmiş mülklerin 1522-1523 tarihli, 455 numaralı Tapu Tahrir Defteri’nde olduğunu tespit eden akademisyen ayrıca medreseye yapılan müderris ve diğer vakıf görevlileri atamaları hakkında da araştırma yapmıştır.

Seyfiye Medresesi ilgili kaydedilen ilk müderris ataması 1679-1680 tarihlidir ve vakıf tevliyet kaydı defterine göre, Seyfiye Medresesi Vakfı’nın mütevelliliği ve medresenin müderrisliği Mehmet’e verilmiştir.

Seyfiye Medresesi ilgili Hurufât Defteri’ne kaydedilen ilk belgenin tarihi, Eylül-Ekim 1698’dir. Buna göre, Seyfiye Medresesi’nin boş mütevellilik kadrosuna bir akçe ile İbrahim getirilmiştir. Zilkade Nisan-Mayıs 1700’de Meydan Mahallesi’ndeki medresenin mescidinin bir akçe ile mütevellisi İbrahim, kendi rızasıyla bu görevi Mehmet’e devretmiştir. Bu kayıtla, medreseye ait bir de mescidin olduğunu görülmektedir. Seyfiye Medresesi’ne müderris ve mütevelli atamaları düzenli olarak yapılmıştır.

Aşağıdaki bilgilerin tamamı Eşref Temel’in mezkur eserinden yazarın izniyle iktibas edilmiştir.

15 Temmuz 1722’de müderris İsmail’in ölmesi üzerine bu göreve oğlu Mehmet atanmıştır. 12 Ekim 1722’de müderrislik, İsmail’in ölmesi üzerine oğulları Mehmet ve İbrahim’e verilmiştir. 12 Ekim 1722’de müderris Mehmet, kendi rızasıyla bu görevi, Yusuf’a devretmiştir. 2 Eylül 1723’te medresenin tevliyeti, İbrahim ve Mehmet’e verilmiştir. Eylül 1728’de medresenin müderrisi ve mütevellisi İbrahim, beratını kaybettiğinden kendisine yeniden berat tevdi edilmiştir.

Nisan 1747’de müderris Yusuf’un ölmesi ile bu göreve oğulları Abdullah, Mustafa ve İsmail atanmıştır. Kasım-Aralık 1747’de kardeşleri ile ortaklaşa müderris Mustafa’nın ölmesi üzerine bu göreve diğer kardeşi Yusuf getirilmiştir. Ekim 1750’de kardeşleri ile ortaklaşa müderris Abdullah’ın ölmesi üzerine hissesi kardeşleri İsmail ve Yusuf’a verilmiştir. Safer Kasım 1756’da müderris Yusuf’un beratı yenilenmiştir. Ekim 1758’de muayyene ile yarı hisse müderris Mehmet’in ölmesi üzerine yerine Yakup görevlendirilmiştir. Aralık 1764’de dörtte bir hisse müderris Yusuf’un çocuksuz ölmesi üzerine bu görev, yarı hisse müderris Yakup’a verilmiştir. 5 Ağustos 1766’da dörtte üç hisse müderris Yakup’un çocuksuz ölümü üzerine bu göreve, Mehmet Emin atanmıştır. Ağustos 1774’de bir akçe ile mütevelli Ali, mecnun olduğundan bu görev, kardeşleri Mehmet, Mustafa ve İsmail’e verilmiştir. Şubat 1776’da dörtte bir hisse müderris İsmail’in ölmesi üzerine bu görev, oğulları Mehmet, Osman ve Yusuf’a verilmiştir. Mart-Nisan 1776’da dörtte bir hisse müderris İsmail’in çocuksuz ölmesi üzerine yerine görev Mustafa Pınarî getirilmiştir.

Seyfiye Medresesi’ne müderris ve mütevelli atamaları XVIII. ve XIX. yüzyılda da devam etmiştir. 28 Nisan 1776 tarihinde dörtte bir hisse müderris İsmail’in çocuksuz ölmesi üzerine bu görev, Mustafa Pınarî’ye verilmiş, ancak, İsmal’in oğlu Osman, bu olayı kadıya götürmüş, kadı da bu durumu İstanbul’a havale etmiş, yapılan araştırmada, Mustafa Pınarî’nin yalan söylediği ve İsmail’in çocuğunun olduğu tespit edildiğinden bu görev, İsmail’in oğullarına iade edilmiştir. Aralık 1776’da 12’de bir hisse müderris Osman’ın çocuksuz ölmesi üzerine bu göreve, kardeşi Yusuf getirilmiştir. Aralık 1777’de bir akçe ile mütevelli Mehmet, Mustafa ve İsmail kardeşlerden Mehmet ve Mustafa’nın ölmesi üzerine hisseleri kardeşi İsmail’e verilmiştir. Kasım 1786’da dörtte üç hisse müderris Mehmet Emin’in, 20 seneden beri Aksaray’da olmayıp İstanbul’da müderrislik yapmasından dolayı bu görev, Abdullah Nuri’ye verilmiştir. Eylül 1799’da bir akçe ile mütevelli İsmail’in kendi rızasıyla feragatinden bu görevi, Abdullah’a devretmiştir. 2 Temmuz 1804’te bir akçe ile mütevelli Abdullah Nuri’nin öldürülmesi üzerine bu görev, oğlu Mehmet’e Şemseddin’e tevdi edilmiştir. Mart 1816’da bir akçe ile mütevelli Abdullah’ın çocuksuz ölmesi üzerine bu görev, Köy Şeyhi Abdülkadir’e verilmiştir. Temmuz 1818’de bir akçe ile mütevellisi olan Köy Şeyhi Abdülkadir’in çocuksuz ölmesi üzerine bu görevin Mehmet Emin’e verildiğinden bahsedilmektedir.