ABAYLAR
Aksaray
21 Şubat, 2024, Çarşamba
  • DOLAR
    28.96
  • EURO
    31.23
  • ALTIN
    1867.4
  • BIST
    7913.76
  • BTC
    43404.734$

ŞEYH CEMÂLEDDÎN-İ AKSARÂYÎ

04 Mayıs 2018, Cuma 09:02

Bu köşeden sizlere Aksaraylı alimlerden, ariflerden bahsetmek istiyorum. İlk olarak da Cemaleddin Aksarâyî’den başlamak isabetli olacak kanaatindeyim. Doğum tarihi bilinmeyen, ölüm tarihi ise 1388-89 olan             Şeyh Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin kabri, Kanlı Pelit yanından Ervah’a girdikten sonra biraz ileride hemen solda bulunmaktadır.

            İsmi Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Fahreddîn Râzî’dir. Aksaray'da doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Babası, büyük müfessir Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin torunlarından, vâiz Muhammed bin Muhammed idi. Soyu bir koldan Hazreti Ebubekir-i Sıddık (r.a.)'a, bir koldan da Hazreti Ömer-i Fâruk (r.a.)'a dayanmaktadır.

            Şeyh Muhammed Cemâleddîn Aksarayî, Osmanlıların ilk devrinde, tefsir, lügât, edebiyat ve tıp alanında yetişmiş büyük bir âlimdir. Cemâlî nisbesiyle tanınmıştır.

            Aksaray'ın Zinciriyye Medresesi, döneminin en önemli medreselerindendi. Zinciriyye Medresesi'nde müderris olabilmek için Cevherî’nin es-Sıhâh adlı lügâtını ezbere bilmek şartı vardı. İşte bu dönemde, bu şartı sağlayanlardan olan Şeyh Cemâleddîn-i Aksarâyî, Zinciriyye Medresesi'nde medresenin müderrisi olarak öğretim faaliyetini sürdürdü. Aksaray Dârü'ş-Şifâsı'nda müderrislik yaptığı da, hakkında bilinenler arasındadır.

Rivayete göre talebelerini üç kısma ayırırdı. Birinci kısım talebeleri, ona evinden medreseye giderken yol boyunca eşlik ederler ve yol boyunca hazretten ders alırlardı. Yürüyerek ders yapan bu talebelere “Meşşâiyyûn” denilirdi. İkinci kısım talebeleri, hazret medreseye vardığında, medresenin revaklarında toplanmış olurlar ve Hazret'ten bu revaklarda ders alırlardı; bunlara da “Revâkıyyûn” adı verilirdi. Üçüncü kısım talebeleri ise medresenin içinde ders gören has talebeleriydi.

            Merhum vaktini en iyi şekilde değerlendiriyor ve boş bir vakti asla olmuyordu. O bu hali ile "Sufi vaktin oğludur" sözünü en iyi fiile döken zâtların başında gelmektedir. Devrinin büyük bir âlimi ve ârifi olan Şeyh Cemâleddîn-i Aksarâyî, pek çok talebe yetiştirmiştir. Bu talebelerinin en meşhuru, Osmanlılarda ilk şeyhülislâmlık vazifesi ile görev alacak olan büyük âlim Molla Fenârî idi. Molla Fenârî Mısır’a gitmeden önce, öğrencileri arasında bulunmaktaydı.

            Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Aksarâyî’nin şöhretini duyarak talebesi olmak için Aksaray'a geldiğinde, Hazret Hakk'ın rahmetine kavuşmuştu. Seyyid Şerîf el-Cürcânî de burada karşılaştığı Molla Fenârî ile Mısır’a, Ekmelüddîn Bâbertî'ye gitmişlerdir.

            Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin Mehmed, Mahmud, Kemâleddin Ahmed adlı üç oğlu vardır.

            Bunlardan birincisi olan Mehmed Çelebî, Zenbilli Ali Cemâlî Efendinin dedesidir. Aksaray Ulu Camiî'nin hâtipliğini ve babasından sonra Zinciriyye Medresesi'nin müderrisliğini yapmıştır. Babasının ilk oğlu olduğu için Türk geleneğine göre paşa ünvânı verilmiştir. Mevlânâ Muhammed Pir Paşa el-Hâtîb olarak tanınırdı.

            Hazret'in torunu Zenbilli Ali Cemalî Efendi de Fatih, II. Bayezid, Yavuz ve Kanunî dönemlerinin büyük âlimidir ve ayrıca II. Bayezid'in, Yavuz'un ve Kanunî'nin şeyhülislâmı olarak görev yapmıştır. Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin torunlarından olması sebebiyle Cemâlî mahlasını almıştır.

Cemâleddîn-i Aksarâyî'nin ikinci oğlu Şeyh Mahmud'dur. Halvetîyye yoluna mensuptu. Bâzı kaynaklarda Cemâloğlu diye geçse de, o da Cemâlî nisbesiyle, Şeyh Mahmud Cemâlî olarak tanındı. Şeyh Mahmud Cemâlî, Aksaray kadılığı da yaptı.

            Sultan II. Bayezid'in şeyhi Cemâl Halvetî ve Cemâl Halvetî'nin oğlu, Yavuz'un ve Kanunî'nin Sadrazamı Pîri Mehmed Paşa da Cemâleddîn Aksarâyî'nin bu oğlunun soyundandır.

            Merhumun Kemâleddîn Ahmed ismindeki üçüncü oğlu babasının sağlığında vefat etmiştir. Bir müddet Aksaray kadılığı yapmış olan Kemâleddîn Ahmed'in, Şemseddîn Mehmed isminde bir oğlu vardı.

            Cemâleddîn-i Aksarâyî 1388-1389'da memleketi olan Aksaray’da vefat etmiştir. Cemaleddin-i Aksarayî tefsir, hadis, fıkıh, ahlâk, edebiyat ve tıp gibi konulara dair birçok eser yazmış olup başlıcaları şunlardır:

            1. Şerhu’l-Îzâh. Dımaşk hatibi Kazvînî’nin meânî ve beyân konusundaki el-Îzâh, adlı eserinin şerhidir.

            2. Hâşiye Ale’l-Keşşâf. Zemahşerî’nin el-Keşşâf’ına bir hâşiyedir.

            3. İtirâzât Âlâ Şerhi’l-Keşşâf

            4. Hâşiye Âlâ Şerh-i Mecmai’l-Bahreyn. İbnü’s-Sââtî’nin Mecmau’l-Bahreyn ve Mülteka’n-Neyyireyn adlı kendi eserine yazmış olduğu Hanefî fıkhına dair şerhin hâşiyesidir. Eser bazı Şâfiîler’in Hanefî fıkhına itirazları göz önüne alınarak kaleme alınmıştır.

            5. Esile ve ecvibe. Tefsir, hadis ve fıkıh meselelerine dair çeşitli soru ve cevapları ihtiva eder. (Aksaray Belediyesi yayınlarınca 2017’de okurlarla buluşturuldu).

            6. Hallü’l-Mûcez. İbn Sînâ’ya ait el-Kānûn fi’t-tıb adlı eser üzerine İbnü’n-Nefîs tarafından Mûcezü’l-Kānûn adıyla yapılmış çalışmanın şerhidir.

            7. Keşfü’l-İrâb. Tâceddin el-İsferâyî’nin nahve dair Lübbü’l-elbâb fî ilmi’l-irâb adlı eserinin şerhidir.

            8. Ahlâk-ı Cemâlî. Kâtib Çelebî, Yıldırım Bayezid’e ithaf edilen ve üç bölümden (makale) oluşan             bu eserin ilk bölümünde insanın kendi şahsına, ikinci bölümünde aile fertlerine, üçüncü bölümünde de diğer insanlara karşı görevlerinin anlatıldığını söyler; aynı bilgileri Bursalı Mehmed Tâhir de tekrarlar. Buna göre Ahlâk-ı Cemâlî’nin, geçmişi X. yüzyıl düşünür ve      bilginlerinin çalışmalarına kadar uzanan ve zamanla gelişerek Tûsî’nin Ahlâk-ı Nâsırî’sinde en mükemmel şeklini bulan İslâm ahlâk programının bir devamı olduğu anlaşılmaktadır.

            9. Beyzâvî’nin Şâfiî fıkhına dair el-Gāyetü’l-kusvâ’sına yazdığı bir şerh.

            10. Şemsiyye fî esrâri’l-kelimâti’s-Sıddîkıyye

            11. Şerh-i Müşkilâti’l-Kurâni’l-Kerîm (Farsça)

            12. Şerh-i Müşkilâti’l-Ehâdîs (Farsça)